Recep Taşcı Din, Siyaset ve Yaşama dair makaleler.

Laiklik

L

Türkiye’nin ebedi ve ezeli çözülemeyen, bir türlü anlaşılamayan, anlatılamayan bir kaç sorunundan yalnızca biri.

Laiklik veya laisizm (Fransızca: Laïcisme); devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensip.

Fransızca’dan Türkçe’ye geçmiş olan “laik” sözcüğü, “din adamı olmayan kimse; din adamı dışında kalan halk” anlamına gelen Latince “laicus” sözcüğünden gelmektedir.Roma döneminde din adamlarına “Clerici” din adamı olmayanlara da “Laici” adı veriliyordu. Ayrıca Ziya Gökalp’ın La-dini deyişi farklı kesimlerce dinsizlik olarak algılanmıştır fakat Arapça’da olumsuzluk ön eki olan la ile kelime   dinsel olmayan anlamına gelmektedir.

Laik olan insanlar değil devlettir.

Türkiye’de laikliğin nasıl işlediğini birlikte inceleyelim.

Türkiye’nin resmi dili Türkçe olmasına rağmen anayasada Fransızca olan bu kelime olduğu gibi kullanılmıştır belkide anlaşılamamasının sebeplerinden biri budur. 

Ayrıca laik olması istenilen ülkenin anayasanın 24. Maddesinde

Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Dedikten sonra

14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir. (14. Madde: Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerin hiç biri Devletin bölünmez bütünlüğü ve laikliğe aykırı faliyetler içinde kullanılamaz. (Kısaca))

Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Yazıyor.

Sizcede burada ciddi bir sorun yok mu hani laik bir ülkeydi ve laiklik devletin insanların dini yaşamlarına karışmamasıydı.

Ve bu verilen eğitim İslam dininin Sünni mezhebine göre verilmektedir. Türkiye’nin resmi dini İslam, Mezhebi ise Sünniliktir. Anayasa ile verilen bu hak ve hürriyetler laikliğe aykırı olamaz!

Laiklik, devletin vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmaması ve ayrıca, herhangi bir inancın, özellikle de bir toplumda egemen olan inancın, aynı toplumda azınlıkların benimsediği inançlara baskı yapmasını önlemesi demektir.

Diğer bir tanımlamayla da devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir ki devlet düzeninin, eğitim kurumlarının ve hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayandırılmasını amaçlar. Ayrıca, din işlerini kişinin vicdanına bırakarak bireyin din özgürlüğünü koruyabilmesini sağlar.

Durum böyleyken Türkiye’de devlet, din işlerine karışır durumda ve daha da vahimi devlete bağlı olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olması tüm camilerin ve cami görevlilerinde bu kuruma bağlı yani devlete çalışmasıdır, bu şartlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir ülke olması söz konusu bile değildir, zaten kuruluşundan itibaren hiç bir zamanda laik bir ülke olmuş değildir.

Ve ayrıca yine Anayasanın 136. Maddesinde: Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir. Yazıyor.

Bu ne diyet bu ne lahana perhizi.

Son olarak İslam Dini ile laiklik ilişikisine bakacak olursak, islamda iki tür nizam vardır biri genel insanlık nizamı diğeri ise müslümanlar için tavsiye niteliğindeki nizam, genel insanlık nizamında yasak olanlar tüm insanlar için geçerli olup cezaları vardır örn: (Adam öldürmek, yalan şahitlik, hırsızlık, ahlaksızlık vs.) müslümanlar için geçerli olan tavsiyeler örn:(Namaz, kurban, sadaka, oruç vs.) için ise ceza ve zorlama yoktur ayrıca müslümanlar dışındaki insanlar içinde bu tavsiyelerin yapılması için baskı yoktur. Tüm insanlar istediğine inanmakta ve böyle yaşamakta özgürlerdir.

Kafirun Süresi:

1. De ki: “Ey Kâfirler!” (Kafir: İslam inancının geitdiklerini, gizleyen, üstünü örten, inanmayan kişiler.)

2.  “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem.”

3. “Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.”

4. “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim.”

5.“Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.”

6.“O halde sizin dininiz size, benim dinim de banadır.”

Der.

Kişilerin din, fikir ve yaşam biçimlerine saygı göstermek insanın en erdemli ve onurlu davranışıdır bence.

Son olarak

İslam dininin laikliğe bakışı ise islam alimleri tarafından müşriklik* olarak değerlendirilmektedir, sebebi ise Allah’ın varlığını kabul etmek yetmez tüm yaşamsal faaliyetlerde O’nun emir ve yasakları doğrultusunda yaşamak gerektiğidir, aksi takdirde sadece Ahiret ile alakalı olan meselelerde dini emirlere uyup dünyevi işlerde bu emirleri önemsememek müşrikliğe delil olarak sayılır.


*Müşrik: Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte O’na ortak koşmak veya dünyevi işlere karışmamasını istemek.

Yorum Ekle

Yazan: Recep
Recep Taşcı Din, Siyaset ve Yaşama dair makaleler.